İçeriğe geç

Sepet

Sepetiniz boş

Makale: Bir Derinin Her Yeri Aynı Kalitede midir? Kesim Yaparken Neye Bakıyoruz?

Atölye tezgâhında kesim öncesi incelenen full-grain deri postu ve deri kalıpları
atölye

Bir Derinin Her Yeri Aynı Kalitede midir? Kesim Yaparken Neye Bakıyoruz?

Bir deri postunu tezgâha açtığımızda ilk yaptığımız şey kalıbı üzerine koyup kesmeye başlamak değil.

Önce deriye bakıyoruz.

Elimizi yüzeyde gezdiriyoruz. Kenarlarını kaldırıp büküyoruz. Farklı noktalarda ne kadar esnediğini kontrol ediyoruz. Işığı yüzeye farklı açılardan düşürüp doğal izlere, doku değişimlerine ve derinin genel karakterine bakıyoruz.

Çünkü deri kumaş rulosu veya plastik levha gibi baştan sona aynı özellikte olan bir malzeme değil. Aynı postun bir bölgesi oldukça tok ve sıkı davranırken birkaç karış ötedeki başka bir bölge daha esnek olabilir. Kalınlık, yüzey dokusu ve lif yapısı da değişebilir.

Bu nedenle kaliteli bir deri ürün üretmek yalnızca “iyi deri satın almakla” bitmiyor. O derinin hangi bölümünün, ürünün hangi parçasında kullanılacağını seçmek de işin önemli bir kısmı.

Aynı postun her bölgesi neden aynı davranmaz?

Deri, bir zamanlar hareket eden canlı bir yapının parçasıydı. Hayvanın sırtı, omuzları, boynu ve karın bölgesi hayat boyunca aynı şekilde hareket etmez. Bunun sonucu olarak derinin altındaki lif örgüsü de bütün yüzey boyunca tamamen homojen değildir.

Genel olarak sırt ve sağrı bölgesine yaklaştıkça daha sıkı ve yoğun bir lif yapısıyla karşılaşılır. Bu bölgeler formunu daha iyi koruyabilir ve kontrolsüz esnemeye karşı daha dirençli olabilir.

Karın bölgesine doğru ilerledikçe yapı daha gevşek hale gelebilir. Deri daha yumuşak davranabilir ve bazı yönlerde daha kolay esneyebilir.

Omuz ve boyun tarafında ise hareketten kaynaklanan doğal kırışıklıklar ve doku değişimleri görülebilir.

Ama burada önemli bir ayrım var: Bu, deriyi harita gibi bölüp “burası iyi, burası kötü” demek değildir.

Her post farklıdır. Derinin tabaklanması, kalınlığı, temperi ve hayvanın kendi doğal yapısı sonucu değiştirir. Bu yüzden yalnız hangi bölgeden geldiğine bakarak karar vermek yerine o parçanın gerçekten nasıl davrandığını kontrol etmek gerekir.

Atölyede bizim için mesele “en iyi bölgeyi bulmak” kadar, doğru bölgeyi doğru işte kullanmaktır.

“Kaliteli bölge” yerine “uygun bölge” demek daha doğru

Deri işçiliğinde yapılan yaygın hatalardan biri, postun belirli bölümlerini tamamen değersiz kabul etmek.

Oysa ürünün her parçası aynı işi yapmaz.

Uzun bir kayışın formunu korumasıyla küçük bir iç parçanın görevi aynı değildir. Geniş bir dış yüzeyle birkaç başka katmanın arasına girecek küçük bir parça da aynı şekilde değerlendirilmez.

Bu yüzden bir bölgenin daha fazla esnemesi onu otomatik olarak “kötü deri” yapmaz. Fakat sürekli yük altında kalacak veya ölçüsünü koruması gereken bir parçada kontrolsüz esneme istemeyebiliriz.

Tersi de geçerli. Derinin en tok bölgesini her parçaya kullanmak da otomatik olarak daha iyi ürün çıkarmaz.

İyi kesimin önemli taraflarından biri tam burada başlıyor: Kalıbın yalnız deriye sığıp sığmadığına değil, kesilecek parçanın bitmiş üründe ne yapacağına bakmak.

Deriyi kesmeden önce ilk baktığımız şey: Esneme

Deri doğal bir malzeme olduğu için tek yönde ve tek oranda esnemez.

Bir postun farklı noktalarını elinizle hafifçe çektiğinizde bunu hissedebilirsiniz. Bir bölge çok az hareket ederken başka bir bölge daha kolay açılabilir. Hatta aynı parçanın farklı yönlerde verdiği tepki bile değişebilir.

Cüzdan ve kartlık gibi küçük ürünlerde bu fark önemsiz görünebilir. Aslında değildir.

Kart cebinin zaman içinde ne kadar açılacağı, dış gövdenin formunu nasıl koruyacağı veya parçaların montaj sırasında birbirine göre hareket edip etmeyeceği kullanılan bölgenin davranışıyla ilişkilidir.

Bu yüzden kalıbı yerleştirirken yalnız yüzeye bakmak yetmez. Derinin elde nasıl tepki verdiğini de anlamak gerekir.

Yüzeydeki her iz kusur değildir

Full-grain derinin sevdiğimiz taraflarından biri, doğal yüzeyinin tamamen silinmemesidir.

Bu nedenle deride hafif damar izleri, küçük çizgiler, ton farklılıkları, kırışıklıklar veya hayvanın yaşamından kalan başka doğal işaretler görülebilir.

Bunların hepsini kusur kabul edip tamamen izsiz bir deri ararsak, full-grain derinin doğasını da reddetmiş oluruz.

Ama bunun tersine düşmek de doğru değil.

“Doğal deri böyle olur” diyerek her izi kabul etmek kalite anlayışı değildir.

Yüzeyde yalnız görsel karakter oluşturan bir iz ile derinin yapısını etkileyen derin bir yara aynı şey değildir. Hafif bir doku değişimiyle, o noktada liflerin ciddi biçimde zayıflamış olması da aynı şekilde değerlendirilmez.

Atölyede bizim ayırmaya çalıştığımız şey tam olarak budur:

Bu iz yalnızca görüntüyü mü değiştiriyor, yoksa parçanın kullanımını ve dayanımını da etkiliyor mu?

Birinci durumda doğal karakterin parçası olabilir. İkinci durumda kalıbı başka yere taşımak daha doğru olabilir.

Full-grain derinin yüzeyinin neden bu kadar farklı görünebildiğini daha ayrıntılı anlattığımız Full Grain Deri Nedir? yazısında bu konuyu ayrıca ele alıyoruz.

Derinin yalnız ön yüzüne bakmıyoruz

Kesim kararında derinin görünen tarafı kadar arka yüzü de bilgi verir.

Bazı bölgelerde lif yapısı daha sıkı ve düzenli görünürken bazı alanlarda daha gevşek bir yapı fark edilebilir. Kalınlık da postun tamamında milimetrik olarak aynı kalmayabilir.

Özellikle doğal deride yüzeyin çok güzel görünmesi, alt yapının o parça için mutlaka ideal olduğu anlamına gelmez.

Bu nedenle yalnız “en güzel yüzeyi” aramak hatalı olabilir.

Bazen dışarıdan kusursuz görünen bir bölgenin davranışı yapmak istediğimiz parça için uygun değildir. Bazen de üzerinde küçük doğal iz bulunan bir alan son derece tok ve sağlamdır.

Malzeme seçiminin yalnız estetik üzerinden yapılmaması gerektiğini en iyi gösteren noktalardan biri bu.

Derinin kalınlığının da postun farklı bölgelerinde neden değişebildiğini ve tek başına kalite ölçüsü olmadığını Deri Kalınlığı Nasıl Seçilir? yazısında daha ayrıntılı anlatıyoruz.

Kalıbı derinin üzerine nasıl yerleştiriyoruz?

Bir kalıbı deri üzerinde yerleştirmenin en verimli yolu, parçaları mümkün olduğunca birbirine yaklaştırıp posttan en fazla ürünü çıkarmaktır.

Malzeme maliyeti açısından bu mantıklıdır.

Fakat yalnız randımana odaklanırsanız başka bir problem başlar: Kalıp fiziksel olarak bir yere sığıyor olabilir ama o bölge parçanın görevi için doğru olmayabilir.

Bu yüzden kesimde iki şey arasında sürekli denge vardır:

Deriyi gereksiz yere israf etmemek ve sırf birkaç santimetrekare kazanmak için yanlış bölgeden parça çıkarmamak.

Örneğin geniş ve görünür bir dış parçada yüzey bütünlüğü daha fazla önem kazanabilir. Küçük bir iç parçada ise başka kriterler öne çıkabilir. Katlanacak bir parça ile daha sabit durmasını istediğimiz bir parçaya da aynı gözle bakmayız.

Yani kalıbın deri üzerinde bir yere sığması, oranın doğru yer olduğu anlamına gelmez.

En temiz bölgeyi yalnız dışarıya ayırmak yeterli mi?

Hayır.

Üretimde bazen kalite yalnız müşterinin gördüğü yüzeye indirgenebilir: En güzel deri dışarıda kullanılır, içeride kalan parçalar ikinci planda düşünülür.

Biz bunu doğru bulmuyoruz.

Bir kart cebinin büyük bölümü gözünüze görünmeyebilir ama sürekli kart giriş çıkışına maruz kalır. Bir katlama noktasının çok az kısmını görürsünüz ama ürün her açıldığında o bölge hareket eder.

Dolayısıyla parçanın görünür olup olmaması, yapısal önemini belirlemez.

Dış yüzeyde doğal olarak estetik bütünlüğe daha fazla dikkat ederiz. Fakat görünmeyen parçanın da görevini doğru yapabilecek malzemeden kesilmesi gerekir.

İyi ürünün yalnız görünen tarafını üretmek yetmez.

Posttan mümkün olan en fazla parçayı çıkarmak kalite midir?

Üretici açısından deri pahalı bir malzeme ve doğal olarak fireyi azaltmak önemli.

Fakat bir postun yüzde yüzünü bitmiş ürüne çevirmek gibi bir hedef gerçekçi olmadığı gibi her zaman iyi bir işaret de değildir.

Doğal deri üzerinde kullanmak istemeyeceğiniz alanlar olabilir. Kenarlarda aşırı gevşeyen bölümler, derin hasarlar veya belirli bir parçanın gerektirdiği davranışı vermeyen alanlarla karşılaşabilirsiniz.

Buraları sırf deri boşa gitmesin diye kritik bir ürün parçasına çevirmek kısa vadede malzeme tasarrufu sağlar; fakat bitmiş ürünün kalitesini düşürebilir.

Öte yandan her küçük doğal izi kesip atmak da gereksiz fire yaratır.

İşin ustalık tarafı biraz da burada.

Neyi doğal karakter olarak bırakacağınızı, neyi başka bir parçaya ayıracağınızı ve hangi alanı hiç kullanmayacağınızı bilmek gerekiyor.

Bu kararın basit bir cetveli yok.

Cüzdanda bunu neden daha çok hissediyoruz?

Cüzdan küçük olduğu için deri seçiminin kolay olacağı düşünülebilir. Aslında küçük deri ürünleri oldukça hassastır.

Bir cüzdanda dış gövde, kart cepleri, gizli bölmeler ve katlama alanları birbirine çok yakın çalışır. Bir parçanın kontrolsüz esnemesi veya diğerinden farklı davranması birkaç katman üst üste geldiğinde daha belirgin hale gelebilir.

Üstelik dışarıdan yalnız birkaç santimetrelik bir fark gördüğünüz yerde içeride çok sayıda deri katmanı bulunabilir.

Bu nedenle cüzdan üretirken aynı posttan gelen bütün parçaları “zaten aynı deri” diye değerlendirmiyoruz.

Deri aynı olabilir.

Ama parçaların görevi aynı değildir.

Kalıp, kalınlık, inceltme ve kesim bölgesi birbirine bağlı kararlar.

Bir cüzdanın bütün üretim sürecini görmek isterseniz El Yapımı Deri Cüzdan Nasıl Yapılır? yazımızda bu aşamaları baştan sona anlatıyoruz.

Doğal iz görmek düşük kalite anlamına gelir mi?

Tek başına gelmez.

Hatta full-grain deride tamamen homojen, tekrar eden ve her santimetresi birbirinin aynısı bir yüzey beklemek doğru olmayabilir.

Ancak buradan “ne kadar fazla iz, o kadar kaliteli deri” sonucu da çıkarılmamalı.

Doğal görünüm ile kaliteli malzeme aynı kavram değil.

Kaliteyi değerlendirirken derinin yüzeyinin yanında lif yapısı, parçanın doğru bölgeden kesilip kesilmediği, kalınlık, konstrüksiyon ve işçilik birlikte düşünülmeli.

Yani bir üründeki küçük doğal iz onun kötü olduğunu göstermediği gibi, üzerinde hiçbir iz olmaması da tek başına üstün kaliteyi kanıtlamaz.

Atölyede kesim aslında bir seçim işi

Kesim dışarıdan oldukça basit görünüyor.

Kalıbı koy, çiz ve kes.

Gerçekte iyi bir kesimin önemli kısmı bıçak deriye değmeden önce gerçekleşiyor.

Postu okumak, esnemeyi kontrol etmek, yüzeydeki izleri değerlendirmek, parçanın görevini düşünmek ve kalıbı buna göre yerleştirmek gerekiyor.

Keskin bir bıçakla kusursuz bir çizgi kesebilirsiniz. Ama kalıbı yanlış bölgeye yerleştirdiyseniz o kesimin düzgün olması problemi çözmez.

Bu yüzden bizim için kesim yalnız şekil çıkarma işlemi değil.

Malzemeye verilen ilk ciddi karar.

Bir derinin her yeri aynı kalitede midir?

Tam olarak hayır.

Hatta “kalite” kelimesi burada tek başına biraz yanıltıcı olabilir.

Daha doğru ifade şu: Bir deri postunun her bölgesi aynı yapıya ve aynı davranışa sahip değildir.

Bazı alanlar daha sıkı liflidir, bazıları daha fazla hareket eder. Bazı yerlerde doğal izler daha belirgindir. Kalınlık ve yüzey karakteri de değişebilir.

Bunun anlamı, postun yalnız belirli küçük bir bölümünün kaliteli olduğu değildir.

Asıl mesele her alanın ne yapabildiğini bilmek ve onu doğru yerde kullanmaktır.

Retro Pelle atölyesinde full-grain deriyi seçmek bizim için başlangıç noktası. Fakat deri etiketi üretim kararının yerini tutmuyor. Full-grain bir postun da açılması, incelenmesi ve parçaların uygun bölgelere yerleştirilmesi gerekiyor.

İyi deri önemli.

Ama onu nereden kestiğiniz de en az deri kadar önemli.

Kadıköy'deki atölyemizde hazırladığımız farklı konstrüksiyonları görmek isterseniz Cüzdan & Kartlık koleksiyonumuza göz atabilirsiniz.

DAHA FAZLASI

Solda deri dikiş makinesi, sağda elde saraç dikişi yapan usta
atölye

El Yapımı Gerçekten Daha mı İyi? Deri Ürünlerde Dürüst Cevap

El yapımı etiketi tek başına kalite garantisi değildir. El ve makine üretimini; ustanın ürünü uçtan uca takip etmesi, ikinci kişi kontrolü, kesim, dikiş ve malzeme üzerinden dürüstçe karşılaştırıyo...

Daha fazlasını oku
Dijital kumpasla 20 mm genişliği ölçülen kahverengi deri saat kayışı
deri aksesuar

Deri Saat Kayışı Ölçüsü Nasıl Alınır? 18, 20, 22 ve 24 mm Ne Anlama Geliyor?

Saat kayışındaki 18, 20, 22 ve 24 mm ölçülerinin neyi ifade ettiğini; boynuz genişliğinin nasıl ölçüleceğini ve 20/18 gibi çift ölçülerin nasıl okunacağını anlatan pratik rehber.

Daha fazlasını oku